Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Özel Arama
Komedi Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100
Zirve100 Zayıflama Site Ekle, Toplist, Link Ekle, MP3indirmp3indirDirectorysite ekle,Toplist ekle,toplist siteleri hit kazan

Youtube Videolari Komedi Videolar İlginç Videolar

İNGİLCE ÖĞRENMEK İSTİYORUM DİYENLERE

YABANCI BİR DİL ÖĞRENMEYE BAŞLARKEN (60)


Bir sınıf öğrenciyle olsun veya tek bir öğrenciyle olsun, İngilizce çalışmaya başladığımda, onların konuya olan bakış açılarını yenilemekte yarar görüyorum. Çünkü bir konuya bakış açımız net ve sağlıklı değilse, daha sonra konuyla ilgili olarak aldığımız bilgiler, bizde vukufiyete-uzmanlığa dönüşmezler veya bu vukufiyete ulaşmak için gereğinden fazla sıkıntı çekeriz.

Düşünce tarzımızdaki eksiklikler veya yanlışlıklar, konuyla ilgili eylemlerimizi verimsiz kılabilirler veya onları boşa çıkarabilirler. Bu açıdan, İngilizce veya başka bir yabancı dili öğrenmeye başlayan veya hali hazırda öğrenmekte olan kişilerin aşağıda verdiğim konular üzerinde düşünmelerini yararlı buluyorum.

1. Herkes İngilizce veya bir yabancı dili öğrenebilir: Sözgelimi “Herkes şair olabilir ve şiir yazabilir” ifadesi gerçeği içermez. İnsanlar şair ruhlu olabilirler, ama şiir yazmak, yani şair olmak herkesin yapabileceği bir şey değildir. Bununla birlikte herkes bir yabancı dili öğrenebilir. Fakat, kişilerin yabancı dil konusunda aldıkları sonuçları farklı kılan bazı etkenler vardır; anadilleriyle olan bağlarının kalitesi, öğrenmeye ayırdığı zamanın miktarı vs gibi şeyler, alınan sonuçların kişiden kişiye değişmesine sebep olurlar.

2. Öğrenmek istediğiniz yabancı dille ilgili olan ve sizin de kendinizi içinde gördüğünüz bir vizyon-film zihninizde yer almalıdır: Kendinizi göremediğiniz veya görmediğiniz bir yere ulaşmanız genellikle mümkün olmaz. Burada sözünü ettiğim şey, “Ingilizce öğrenmek istiyorum, çünkü …” diye başlayan bir ifade değil, zihninizde gerçekten oynayan bir filmin var olmasıdır.


3. Öğrenmek istediğiniz dille ilgili net hedefleriniz olmalıdır: Belirli tarihlerde belirli hedeflere ulaşmayı amaçlamanız gerekir. Bu hedeflerin belirlenmesinde gerçekçi olabilmek için bir eğitimciyle görüşmenizde yarar vardır.

4. Anadilin kıskanç oluşuna dair bir farkındalık taşınması önemlidir: Yabancı bir dili anadilinizden daha iyi okuyamaz, konuşamaz, anlayamaz ve yazamazsınız: Dolayısıyla yabancı dilde çok iyi bir yere gelmek istiyorsanız, anadilinizde daha da iyi bir yerde olmalısınız. Meslekî, dijital ( içinde sıfatlar, zarflar ve dolaylı anlatımlar kullanılmayan) vs. metinler değil deneme, hikâye, anı ve roman gibi eserleri okumak veya şu günlerde ülkemizde de yayınlanmaya başlayan ve sözü geçen türleri içeren sesli kitapları dinlemek anadilimizi geliştirir.

5. Dillerin sadece mantıkla açıklanabilecek bir yapıları yoktur: İnsanla yakından ilişkili ve sürekli birliktelik hâlinde oldukları için, diller de insana benzerler. Yani her şeylerini mantıkla açıklayamayız. Bazen yapmamız gereken şey, onu olduğu gibi kabul etmektir. Başka bir tabirle her şeyin kökenini veya sebebini bilmemiz gerekmez, olduğu gibi kabul edip-kullanmak yeterlidir.

6. Asenkron öğrenmeye önem vermelisiniz: Öğretmeninizden kaynaklar isteyip, onun önerdiği sistemle yine öğretmen bağlı ama bir yandan da ondan bağımsız bir şekilde öğrenmeye devam edebilirsiniz. Sözgelimi öğretmeninizin tavsiye ettiği sesli dokumanları, otobüste, evinizde vs gibi yerlerde dinleyerek her yerde İngilizce öğrenmeye devam edebilirsiniz. Asenkron, yani öğretmene bağlı ama, bir yandan da öğretmenden bağımsız bir öğrenim süreci yaşayabilirsiniz. Özellikle taşıtlarda, mutfakta vs yerlerde geçen zamanınızı yabancı dil öğrenmek için "altın" değerinde fırsatlar olarak görün.

7. İngilizce öğrenmek, sadece bilgilenme süreci değil aynı zamanda bazı becerileri edinme sürecidir: Başka bir deyişler, at binmek, gitar çalmak veya araba sürmek gibi diğer becerilerde olduğu gibi, dille ilgili yazma, okuma, dinleme ve konuşma gibi becerileri edinmek zaman alır. Sabırlı olmalısınız. Sebatlı olmak hem tek çaredir, hem de size ummadığınız sonuçları getirir.

8. Öğrenmekte olduğunuz dille-İngilizceyle duygusal bağ kurmanız gerekir: Bu dili, sizinle hedefleriniz arasında bir engel olarak değil, sizi hedeflerinize ulaştırabilecek olan bir köprü olarak görün. Sözgelimi bu dilin kullanıldığı ülkelerdeki kültür, hayat tarzı vs. hakkında bilgi almak, sizde bu dile karşı bir ilgi uyandırır. Yabancı dil insanlar gibidir. Ona nasıl baktığınızı hissederler ve aldığınız sonuçlar da ona göre olurlar.

9. Yabancı dil öğrenenler, bir tür başarının peşindedirler: “Başarı” diye nitelendirdiğimiz şeyler, genel akışın dışında, bazen tersine ve “doğal” görünmeyen şeyler oldukları için onları “başarı” kelimesiyle tarif ediyoruz. Özellikle bir yetişkinin bir yabancı dili, o dilin kullanılmadığı bir ülkede öğrenme çabası “doğal” bir çaba değildir. Yani çocukların yaptığı gibi, dil “doğal” bir süreçte ve yaşta öğrenme şansları yoktur. Ama görsel ve işitsel araçlarla bu süreç “doğala” yakın ve keyifli bir duruma getirilebilir.

10. Yabancı diller ve İngilizce vefasız veya nankör değildirler: Bu iddia, ilişkilerini beslemeleri gerektiğinin farkında olmayan veya göz ardı eden kişilerin ifadesidir. Bütün ilişkilerde ve becerilerde (enstrüman çalmak, iletişim kurmak, futbol oynamak vs) olduğu gibi İngilizce’de sizden ilgi bekler. Yeterince beslemediğiniz ve yine de size beklentilerinizi sağlayan herhangi bir ilişkinin varlığından söz edebilir misiniz? Dolayısıyla İngilizceyi öğrenip-paketleyemezsiniz. Her konuda olduğu gibi, onunla başlatmış olduğunuz bu ilişkinin bitmemesi için, bu birlikteliğinizi de besleyip-korumalısınız. Bu da hikâye kitapları okumak, ses dosyaları dinlemek veya film seyretmek gibi çalışmalarla olur.

11. Gramer dilin iskeletidir, önemlidir, ama her şey değildir: Gramer bilgisi, dil becerilerinin anahtarı değildir. Daha çok sizi bu dil becerilerine götürecek olan metinleri, sesli yayınları, filmleri ve daha başka araçları anlayıp-çözmenize ve bu şekilde dili öğrenmenize hizmet eden bir “şifre çözücüdür.” Gramer, dil birikimimizi doğru bir şekilde yapılandırmamıza yardımcı olur. Dili öğrendiğiniz esas kaynaklar, ders kitaplarınız, sesli yayınlar, hikâye kitapları, filmler gibi araçlardır. Dil becerileri (yazmak, konuşmak, dinlediğini anlamak, okuyabilmek) gramer bilginizin çocukları değil, torunlarıdır. Bu becerilerin anne ve babası,
hikâye kitapları okumak, ses dosyaları dinlemek veya film seyretmek gibi çalışmalardır.

12. İngilizce’nin Türkçe’den farklı bir dil olduğunu anlamalı: Her dil diğerlerinden farklıdır. Bir dil, başka bir dile benzemek zorunda da değildir. Bu durum çok normaldir ve bizde hayal kırıklığı uyandırması için hiçbir sebep yoktur. Dolayısıyla anadilinizle, öğrenmekte olduğunuz yabancı dili birbirine kıyaslamayınız veya benzetmeye çalışmayınız. İki dil her zaman örtüşmezler.

13. İngilizce düzensiz bir dildir: İngilizce “düzen” tutkunu olan kişilerin bazı beklentilerini boşa çıkarabilir: İngilizce dilbilgisinde kuralların bir sürü istisnası vardır. Sözgelimi telaffuzunuzu kolaylaştıracak olan düzenli kurallar yoktur. Ama bu durumu, bu dili çok dinleyip-okumakla aşabilirsiniz. Öğrenmekle birlikte, bilinçaltınızı kullaranarak, o dili edinmeye de çalışmalısınız.

14. Sadece öğrenmeye değil, aynı zamanda edinmeye de zaman ayırmalısınız: Bir dili öğrenince değil, onu edinince, yani beynimiz onu kabullendiğinde kullanmaya başlayabiliriz. Bunun için de o dilde okumalar, dinlemeler vs yapmamız gerekir. Edinme zaman alan ve öğrenmekte olduğunuz dili sıkça duymanızı veya okumanızı gerektiren bir süreçtir. Başka bir tabirle, bu gün öğrendiğiniz bir kalıbı, hemen bugün kullanamayabilirsiniz, onu çok sık duymaya ve dolayısıyla zamana ihtiyacınız vardır.

15. Bir dili öğrenmek için onu mutlaka konuşmanız şart değildir: Bir dili onu konuşabildiğimiz bir ortamda öğrenmek keyiflidir. Ama böyle bir ortamda bulunmadığınız ve dili konuşamadığınız için, onu öğrenemeyeceğinize veya unutacağınızı düşünmeyin. Bir dili öğrenmenin veya unutmamanın en bir sürü yolu vardır. O dilde kitaplar okuyabilir, sesli yayınlar dinleyebilir veya filmler seyredebilirsiniz. Bu şekilde de dil öğrenebilirsiniz ve öğrendiğiniz dil aslında sadece pratik yaparak dil öğrenenlerden daha da kaliteli olacaktır.